Çağdaş Sözlük

vesile ~ وسیله

Hazine-i Lûgat - vesile ~ وسیله maddesi. Sayfa: 490 - Sira: 27

Qu'est-ce que vesile وسیله , le sens du mot وسیله. A propos وسیله turque. Dictionnaire de langue ottomane

وسیله fransızca ne demek, وسیله anlamı, manası, fransızca osmanlıca sözlük

وسیله ماذا تقصد الفرنسية وسیله وسائل الفرنسية وسیله معنى الفرنسي، قاموس العربية الفرنسية

vesile ~ وسیله güncel sözlüklerde anlamı:

VESiLE ::: (Vâsile) Bahane, sebeb. * Fırsat. * Elverişli durum. * Vasıta. Yol. * Pâye, rütbe. * Baba. * Kurbiyet. * Kendisi ile başkasına yaklaşılan şey. * Cennet'te bir menzil adı. (El-Vesiletü menziletün fi-l Cenneti hadis-i şerifi bunu te'yid ediyor.)

vesile ::: (a. i. c. : vesâil) : 1) yol, vâsıta. 2) bahane, sebep. 3) fırsat, elverişli vaziyet. Bîlâ-vesile, Bî-vesîle : ortada bir sebep ve bahane yok iken.

vesîle-i cemile-i hasene ::: güzel sebep, güzel fırsat.

vesîle-i sa'y ::: çalışma vesîlesi.

vesile ::: yol, hedefe ulaştıran şey.

VESiLE ::: Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:

Ey îmân edenler! Allahü teâlâdan korkunuz! O'na yaklaşmak için vesîle arayınız! (Mâide sûresi: 35)

Hazret-i Ömer, kuraklık sebebiyle kıtlık olduğu zaman, Resûlullah efendimizin amcası hazret-i Abbâs'ı vesîle ederek; "Allah'ım! Biz kıtlığa düştüğümüz zaman, Resûlullah'ı vesîle ettiğimizde, sen bize yağmur verirdin. Şimdi Resûlullah'ın amcasını vesîle ediyoruz, bize yağmur ver" der, Allahü teâlâ da onların bu dileklerini kabûl edip, yağmur verirdi. (Enes bin Mâlik)

Duânın kabûl olması için; Peygamberleri ve sâlih (makbûl, kıymetli) kulları vesîle etmelidir. (İbn-ül-Cezerî)

İbâdetler, duâlar, mübârek zâtlar, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hep vesîledirler. (Senâullah Dehlevî)

Vesile :::


  1. Sebep, bahane

  2. Elverişli durum, fırsat
    Örnek: Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile, kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti. R. H. Karay

vesile ::: yol

vesîle ::: bahane , sebep

vesîle ::: ‬sebep

vesîle ::: bahane

vesîle ::: yol

vesile ::: anahtar, bahane, fırsat, münasebet, sebep

VESİLE :::

(Vâsile) Bahane, sebeb. * Fırsat. * Elverişli durum. * Vasıta. Yol. * Pâye, rütbe. * Baba. * Kurbiyet. * Kendisi ile başkasına yaklaşılan şey. * Cennet'te bir menzil adı. (El-Vesiletü menziletün fi-l Cenneti hadis-i şerifi bunu te'yid ediyor