alem ~ الم
Hazine-i Lûgat - alem ~ الم maddesi. Sayfa: 63 - Sira: 5

Qu'est-ce que alem الم , le sens du mot الم. A propos الم turque. Dictionnaire de langue ottomane
الم fransızca ne demek, الم anlamı, manası, fransızca osmanlıca sözlük
الم ماذا تقصد الفرنسية الم وسائل الفرنسية الم معنى الفرنسي، قاموس العربية الفرنسية
alem ~ الم güncel sözlüklerde anlamı:
aLEM ::: Bütün cihan. Kâinat. * Dünya. * Her şey. * Cemaat. * Halk. * Cemiyet. Dehr. * Hususi hal ve keyfiyet. * Bir güneş ile ona tâbi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği dâire. (Cenab-ı Haktan gayrı mahlukata Âlem denmesi, mucidi olan Zât-ı Ecelle ve A'lâ Hazretlerini bilmeğe delâlette vesile olduğuna mebnidir. L.R.)(Semâvatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat, birer âlemdir. Hatta her bir insan dahi küçük bir âlemdir.( $) tâbiri ise, "Doğrudan doğruya, her âlem, Cenâb-ı Hakkın rububiyyeti ile idâre ve terbiye ve tedbir edilir" demektir. M.)
ALEM ::: Bayrak. * Nişan, işâret. * Özel isim. * Mc:Yüksek dağ. * Büyük âlim. * Üst dudakta olan yarık.
alem ::: (a. i. c. : a'lâm) : 1) nişan, alâmet. 2) bayrak, sancak. 3) sınır işareti. 4) yüksek dağ. 5) dudaktaki çatlaklık. 6) has isim. 7) minare tepesi. 8) sarığın altın teli.
âlem ::: (a. i. c. ; âlemîn, âlemûn, avâlim) : 1) dünyâ, cihan, (bkz. : dehr).
âlem-i berzah ::: (bkz. : mânend, âbâd).
âlem-i berîn ::: en yüksek âlem.
âlem-i ceberut ::: Tanrının bulunduğu dünyâ, fânî dünyânın dışında olan âlem. 2) insanlar, halk. 3) mec. eğlence. 4) lüzûm, mânâ.
âlem-i ervâh ::: ruhlar âlemi, öteki dünyâ.
âlem-i esbâb ::: madde âlemi, bu dünyâ.
âlem-i fânî ::: fânî âlem, fânî dünyâ, bu dünyâ.
âlem-i gayb ::: görünmez âlem.
âlem-i hâb ::: uyku âlemi.
âlem-i kevn ::: varlık âlemi, var olma dünyâsı.
âlem-i kitmân ::: saklı âlem.
âlem-i kudsî ::: Tanrı âlemi.
âlem-i lâhut ::: Tanrı âlemi.
âlem-i ma’nâ ::: rüya âlemi.
âlem-i melekût ::: Tanrı’nın mutlak hükümdar olduğu âlem.
âlem-i menâm, âlem-i misâl ::: uyku, rüya âlemi.
âlem-i nakayis ::: nakîseler âlemi.
âlem-i nâr ::: ateş dünyâsı.
âlem-i siyâset ::: siyâset âlemi, siyâset dünyâsı.
âlem-i sabâvet ::: çocukluk dünyâsı.
âlem-i şems ::: Güneş ve peykleri.
elem ::: (a. i. c. : âlâm) : 1) ağrı, acı, sızı, sancı; keder, dert, maddî ve manevî ıztırap.
elem-i dembedem ::: vakit vakit gelen elem.
elem-i intizâr ::: bekleme elemi, sıkıntısı. 2) hek. : Fransızca'nın "-algie" sonekini karşılar.
elem-i asabi ::: hek. fr. nevralgie.
elem-i mafsal ::: hek. fr. arthralgie.
ülüm ::: (f. i.) : bölük, cemaat, takım.
ülüm ülüm ::: bölük bölük, takım takım.
alem ::: bayrak, sancak, nişan.
âlem ::: dünya, cihan, evren.
aLEM ::: Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
Elbette Allahü teâlânın bu âlemlere hiç ihtiyâcı yoktur. (Ankebût sûresi: 6)
Bütün varlıklar, Allahü teâlânın varlığına alâmet (delîl) olduğu, O'nun varlığını gösterdiği için, mahlûkların (yaratılmışların) hepsine "Âlem" denmiştir. Varlıkların aynı cinsten olanlarının her birine de, âlem, meselâ, insanlar âlemi, melekler âlemi, hayvanlar âlemi, cansız maddeler âlemi denir. (Teftâzânî, Seyyid Şerîf Cürcânî, Senâullah Pânî Pütî)
Âlem sonradan yaratılmıştır. Çünkü devamlı değişikliğe uğramaktadır. Böyle her değişen şey sonradan var edilmiştir. Âlem de devâmlı değiştiği için, o da sonradan yaratılmıştır. (Reyhâvî)
Cisimlerin, maddelerin, durmadan değişmeleri, birbirlerinden meydana gelmeleri sonsuz olarak gelmiş değildir. Yâni âleme, böyle gelmiş, böyle gider denilemez. Bu değişmelerin bir başlangıcı vardır. Değişmelerin bir başlangıcı var demek, âlemin var oluşunun bir başlangıcı var demektir. Yâni âlem yok iken, hepsi yoktan yaratılmış ve yine yok olacaklardır demektir. Âlemi yoktan yaratan ise, hep var olan, hiç değişmeden, sonsuz var olan Allahü teâlâdır. (Ahmed Âsım Efendi)
Mihneti kendine zevk etmektir âlemde hüner,
Gam ve neşe insanda, böyle gelir böyle gider.
(Seâdet-i Ebediyye)
Alem :::
- Bayrak.
- Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.
- Durum ve şartlar.
- Herkes, başkaları
- Ortam, çevre
- Dünya, cihan
Örnek: İnsan âlemde, hayal ettiği müddetçe yaşar. Y. K. Beyatlı - Aynı konu ile ilgili kimseler.
- Bu kimselerin uğraşlarının bütünü
- Hayvan veya bitkilerin bütünü.
- Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren.
- Canlıların sınıflandırılmasında sınıflandırmanın ilk basamağı için kullanılan terim. Canlılarâlemi, regnum.
elem ::: acı , keder , üzüntü
âlem ::: nişan , dünya , sancak , alem , bayrak , evren , kainat , dünya; evren
âlem ::: dünya
âlem ::: cihan
alem ::: sancak
alem ::: alem
alem ::: nişan
alem ::: alamet
elem ::: acı
elem ::: üzüntü
alem ::: (a. i. c. : a'lâm) 1) nişan, alâmet. 2) bayrak, sancak. 3) sınır işareti. 4) yüksek dağ. 5) dudaktaki çatlaklık. 6) has isim. 7) minare tepesi. 8) sarığın altın teli.
âlem ::: kainat
âlem ::: evren
âlem ::: yer küresi
âlem ::: yüre
âlem ::: saha
âlem ::: çoklu
âlem ::: bir dünya?
âlem ::: insanlar
âlem ::: halk
âlem ::: cemaat
âlem ::: cemiyet
âlem ::: eğlence
âlem ::: lüzum
âlem ::: mana
alem ::: bayrak
âlem ::: cihan, çevre, dünya, eğlence, evren, hava, herkes, ortam
âlem ::: cihan, çevre, dünya, eğlence, evren, hava, herkes, ortam
âlem ::: cihan, çevre, dünya, eğlence, evren, hava, herkes, ortam
ALEM :::
ÂLEM :::